Mahmure

Aşk & İlişkiler

İlişkiler

Erkekler kıskançlığın sefasını sürüyor

Erkekler kıskançlığın sefasını sürüyor

Kıskançlık hangimizin başına dert olmadı ki? Ya sevdiğimiz insan tarafından kıskanıldık ve bu kıskançlık altında boğulduk ya da sevdiğimiz insanı öyle kıskandık ki sonunda karşımızdakini boğduk. Peki nedir bu kıskançlık olayı?

Doğal bir dürtü olan kıskançlık, kadın ve erkekte farklı tezahür ediyor. Kadın içindeki canavarı boğarken pasif agresif, dırdırcı oluyor; erkek ise kıskançlığı sayesinde gücüne güç katıyor

Çok sevimli bir his olmasa da, kıskançlığın herkese bir şekilde bulaştığı kesin. İster "Çok kıskancım, seven insan kıskanır," diye gururla kabul edin, ister kıskançlıktan nefret ettiğinizi söyleyin, bir şekilde bu 'dertten' mustarip oluyorsunuz. Ülkemizde kıskançlık krizlerine giren, girdiren, bu nedenle elini kana bulayan insanlara -üçüncü sayfaya yeterli malzeme çıkacak kadar- sık rastlanıyor. Herkese olduğu gibi bu duyguya da geleneksel misafirperverliğimizi olabildiğince gösteriyoruz. Biz göstereduralım, psikolojik çalışmalar kıskançlığın erkekler ve kadınlar arasında farklı şekillerde yaşandığını gösteriyor. Uzman Danışman Psikolog Leyla Navaro'nun sekiz senedir kıskançlık, kıskanılma ve rekabet üzerine yaptığı çalışmalarda ortaya çıkan sonuca göre, erkekler kıskançlığın sefasını sürerken, kadınlar da cefasını çekiyor. Navaro, bu ilginç farkları anlattı.

Kıskançlık nasıl bir duygu?

Tabu haline getirilmiş bir duygu. Çok doğal bir duygu aslında. Hayvanlar bile yaşıyor ama insanlarda bastırılıyor. Çünkü yaşandığı zaman kötü yaşanıyor. O duygunun yarattığı bir enerji var. O enerji yukarı çıkacak, davranışa vuracakken biz onu artı bir enerjiyle bastırıyoruz. Ya da alt yollardan çıkıyor. Kadın ve erkekte de şöyle bir fark var: Kıskançlığın erkeklerde daha açık olarak yaşanmasına izin veriliyor. Romantik kıskançlık ve başarı kıskançlığı olarak ikiye ayırırsak, bu iki kıskançlıkta bu tür güçlü duygular enerji yüklüyor insana.

Bu da erkekliğin erkine erk katıyor. Dolayısıyla erkeklerde daha hoşgörülü hatta destekleyici bir kabulü var. Yani kıskanç olmayan erkek erkekliğinden yitirir gözüyle bakılıyor.

Kadınlar farklı kıskanır

Kadınların yaşamaması gereken bir duygu. 'Kıskanç kadın' negatif anlam yüklüdür. Ve doğal olarak kıskanan kadın, bu kıskançlığını bastırmak zorundadır. Fakat bu çok zordur. Çünkü çok acı veren, can yakan, enerjiyi çok alan bir duygu kıskançlık. Onu bastırmak için ayrıca bir enerji lazım. Dolayısıyla kadınlar bunu çok zor yaşıyorlar.

Erkeklerde ve kadınlarda kıskançlığın dışavurumu

Erkekte kıskançlık çok sert ve açıkça ortaya çıkıyor. Sözel ve fiziksel şiddete başvuruluyor. Cezalandırıcı, esirgeyici boyutlarda oluyor. Bu da toplumca destek gördüğü için kendini değiştirme gereği görmüyor ve sorgulamıyor. Kadın ise -haklı da olsa- toplum tarafından yadırganıyor. Ailesi, yakın çevresi 'Aman bunu gösterme,' diyor. Hatta suçlanıyor.
"Kurbanı suçlamak" diyoruz buna. Bastırma psikotomatik rahatsızlıklar getiriyor. Öfke, depresyon, özgüven kaybı, herkese karşı aşırı duyarlılık... Bastıramayıp bunu dolaylı olarak ortaya çıkardığında da pasif agresif oluyor, dolaylı saldırganlıklar ortaya çıkıyor. Kendini esirgemek, cinsel soğukluk veya dışavurumda dolaylı dırdırcılık gibi. Bu da aslında canı yanan bir insanın, yapmak istemediği ama yapmak durumunda kaldığı, kendini de o imajda sevmediği bir durum.

Kıskançlığı engellemek

Kıskançlık bir duygu ama düşünce düzeyiyle çok örtüşüyor. Nelerin kıskanılıp nelerin kıskanılmayacağı hem kültürel olarak, hem aile içinde öğrenilir. Özellikle aile içinde kışkırtılmış kıskançlıklar vardır. Mesela kendi anne babamızın veya çok yakın çevremizin ilişkilerinde kıskançlık uyandırıcı durumlar olmuşsa eğer, buna tanıklık edilmişse zaten oradan yara almışızdır. Kendi ilişkilerimizde o yarayla ortaya çıktığımız için çok daha duyarlı oluruz.

Kıskanılma durumu

Bu konuda da erkek ve kadın arasında çok fark var. Kıskanılmak erkekler için çok gurur verici, hoş bir şey. Biri sizi beğeniyor demektir, özgüveni artırır. Kadınların ise kıskanılmakta tutumu farklı. Çünkü erkek çok kötü fatura ödetiyor. Fiziksel ve sözel şiddet, esirgeme, cezalandırma var. Kadınlar, kıskanılma durumunda kaygı ve korku yaşarlar.

Evin içinde anne, baba ve erkek çocuk var. Çocuk büyüdükçe baba tarafından kıskanılır, doğaldır. Kıskanılınca kavga çıkar. Bu durumda anne çoğunlukla oğlunu tutar. Çünkü zaten babadan tedirgindir, kavgalıdır ya da mutsuzdur, oğlunu tutar. Erkek çocuğun evin içinde çok sıkı bir kalesi vardır. Kızın ise şöyle bir farkı var. Kızın büyümeye başladığı dönem annenin yaşlanmaya başladığı dönemdir. Cazibesinden yitirdiği, iyi yaşamamışsa hayatını sorguladığı, kötü hissettiği bir dönem. Kızlar daha duyarlı yetiştirildikleri için bunu hissederler. Gerçek şu ki, anne kıskanır. Açık ya da kapalı olarak. Ancak anne kızını kıskandığı için onu cezalandırmaya ya da kavgaya yönelik bir eyleme giriştiğinde kızın onu evde koruyacak bir babası yoktur. Çünkü babalar genellikle evde yoktur. Varsa da yoktur. Gazetenin, televizyonun arkasındadır. Kızlar kıskanılma durumunda yalnız kalırlar.

"Kadin alçakgönüllüyü oynuyor"

Navaro, "Kadınlar kıskandırmamak için kendi performanslarını daha düşük gösterme eğilimindedirler. Artık kadınlar kariyer sahibi oluyorlar. Ama eşlerini geçmemeleri lazım. Kadın başarılı olduğunda bunu açıklamayı çok tercih etmiyor. Veya alçakgönüllüyü oynuyor. Ortaya çıkmışsa ceza yiyor. Kadın kendi gücünü azaltarak olayı dengelemeye ve kıskanılmaktan kurtulmaya çalışıyor. Bu tür çok çalışmam var. Bunu üzülerek görüyorum," diyor.

Dört senedir Amerika'da da çalışmaları sürdüren Navaro, "Bizim kültürümüzle onlarınki arasında fark var, kadınlar çok ilerlediler ve cazgırlar diye düşünüyoruz. Ama öyle değil, vitrin öyle," diyerek temelde aynı olduğumuzu belirtiyor.

"Kıyas başladıĞı anda kıskançlık başlar"

Navaro, "Düşünce düzeyinde nelerin kıskanılıp nelerin kıskanılmayacağına bakıp, bunun ne kadar mantıklı olduğunu gözden geçirilebilirsiniz," diyor. Bunun da terapi yardımıyla gerçekleştirilebileceğini ekliyor.

"Atölye çalışmalarında yaptığımız çok önemli düzeltmeler ve sorgulamalar var. Kişi, bunun öğrenilmiş kıskançlık olduğunu anlıyor ve kendini ayırabiliyor. "Bu annemin yazgısıydı ama benimki farklı olabilir," diyor. Kendini ayrıştırıyor. Ayrıca ben çalışmalarımda kıskançlığın aslında kişiye bir mesaj olduğunu vurgularım. Kıskançlığa gelene kadar kademeler var. Hayranlık, gıpta etme... Kıyas başladığı anda kıskançlık başlıyor. Onda var, bende yok. Gerçekten yok mu yoksa var da yok mu? Mesela güzellik. Mankenlerde çok görürüz, kendi çok güzeldir ama kıskanır. Niye? Diğer kişiye daha fazla dikkat yöneltilmiştir belki. Dolayısıyla bunu bir mesaj gibi alıp nesini kıskandığımızı bularak kendimizde eksik tarafı görebilir ve kendimizde geliştirmeye yönelik çalışabiliriz. Bu çok rahatlatıcı bir şey. Viraj değiştirmek gibi. Bilincini yükseltmek, takıldığı engelleri bulmak, onlardan arınıp enerjisini kendi istediği doğrultuya getirmek."

Kaynak: Radikal

991
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.