Aldatmanın Dayanılmaz Ağırlığı

Aldatmanın Dayanılmaz Ağırlığı

Üç kişilik bir ilişki olarak bilinen aldatma veya aldatılma korkusu, şüphesiz yakın ilişkilerde tarafların en büyük kabusu olmaya devam ediyor. Bu kadar çok kaygı veren bir durum da ister istemez bu olgu hakkında kulaktan kulağa yayılan mitlere ve efsanelere neden oluyor.

Romanlara, filmlere, dizilere konu olan aldatma, kadın-erkek ilişkisinin başlangıcı kadar eski bir kavram... Aldatmayı işleyen filmlerin, kitapların büyük ilgi görmesi, bu konunun hayatın ne kadar içinde olduğunun da göstergesi...

İçerik olarak oldukça kapsamlı olan aldatma, çiftlere ve bireylere göre farklı şekillerde değerlendirilebiliyor. Aldatma, Kişinin var olan bir ilişki durumunda başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi cinsel aldatma, başkasıyla duygusal yakınlık kurmaya başlaması ya da başkasına aşık olması ise duygusal aldatma olarak tanımlanıyor. Araştırmalar erkeklerin cinsel aldatmayı, kadınların ise duygusal aldatmayı seçtiğini gösteriyor.

Aldayma bir trafik kazasına benziyor

Aldatma bir trafik kazasına benziyor. Bu kazanın oluşmasının altında yatan bir hikâye mutlaka var... Bu hikâyede aldatan kadar aldatılanın da payı var... Önemli olan bu kaza yapıldıktan sonra aldatanın da, aldatılanın da bu kazayla ilgili kişisel sorumluluklarını gözden geçirmesi ve “Neden aldattım?” veya “Neden aldatıldım?” sorularını kendilerine sorması... Her iki taraf da bu kazada kendine düşen payın muhasebesini yapmalı, daha çok bu konuya odaklanmalı...

Aldatma ilişkilerde çok sık görülen bir olgu... Çünkü ilişkilerin doğasında her zaman yasak ve kışkırtıcı olgular var ve bunlar bazen çiftlere çok çekici gelebiliyor. Hatırlayın, insanların cennetten kovulması yasak elma yüzünden oldu... Tanrı insanlara her şeyi vermiş ama “Elmayı yeme” demiş. İnsanoğlu da cenneti elinin tersiyle itmiş ve bir elma için cennetten kovulmayı göze almış. İnsanın doğası ve ruhu böyle... Aldatma da böyle bir olgu...

Geçmişin tekrarlanma zorlantısı

Aldatma ve aldatılma, çoğu zaman kişilerin ailelerinden gelen bir aktarım olgusunu taşıyor. Eğer kişinin babası aldattıysa, annesi aldattıysa o kişi de aldatabiliyor. Eğer ailede dayıda, teyzede veya yakın akrabalardan birinde bir aldatma hikâyesi varsa o kişinin hayatında da aldatma olabiliyor, buna nesiller arası aktarım adı veriliyor. Aldatanların ve aldatılanların ailelerinde böyle bir hikâye çoğu zaman karşımıza çıkıyor. Bu duruma “Geçmişin tekrarlanma zorlantısı” adı veriliyor. Yani aldatanın da, aldatılanın da içinde büyüdüğü aile ilişkilerinde veya geçmişinde “tema olarak” aldatma olgusunun olduğu bilinen bir gerçek...

Aldatma bakıcıdan başlıyor

Bakıcıların varlığı, çocukların aklına diğer kadın kavramını sokuyor. Annenin dışında ikinci bir kadın fikriyle yetişen kişiler, sosyal ve cinsel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için aldatmaya meyilli olabiliyor. Ayrıca annenin yokluğunu ileriki yaşlarda, uyuşturucu, seks, alkol ve para bağımlılığı şeklinde karşımıza çıkabiliyor.

Borderline ve narsisistij kişilerin aldatma olasılığı daha yüksek

Bilinenin aksine, evlilik terapistleri, aldatmaya doğru veya yanlış, ahlaklı veya ahlaksız diye bakmıyor. Bu olguya üzerinde düşünülmesi gereken ve ders alınması zorunlu bir hikâye olarak bakıyor. Çünkü karı-koca arasında yaşanan ilişki aldatmayı meydana getirebiliyor. Kadın anne olduktan sonra kocasını ihmal edebiliyor. Erkek, eşinin doğumundan sonra onu “kutsal anne” gibi görüp cinselliği başka biriyle yaşamayı tercih edebiliyor. Çocuklukta yaşanan ihmal edilme veya aşırı derecede işgal edilme, çok fazla miktarda şiddete maruz kalma, karı-koca ilişkilerinde aldatmayı meydana getirebiliyor.

Özellikle borderline ve narsisistik kişiliklerin aldatma olasılığı çok daha yüksek olabiliyor. Çünkü yakınlaşma ve ayrışma problemi olan bu kişiler, bilinçdışı olarak, aldatarak diğer kişiyle aralarında güvenli, duygusal bir mesafe yaratmaya ihtiyaç duyabiliyorlar. Aldatmak, yakınlaşma korkusunu ya da yutulma, boğulma veya terk edilme korkularını kişinin kontrol altına almasının bir yolu olabiliyor. Kişi aldatarak bir seviyede partneri ile arasındaki mesafeyi ayarlamaya çalışabiliyor. Buna bir nevi balans ayarı da deniyor.

Aldatılması sonrası zor bir süreç

Aldatılan kişi ilişkisini veya evliliğini bitireceği gibi devam da ettirebiliyor. Her aldatma boşanmayla bitmiyor. Unutmayın ki aldatılma ve sonrasında yaşanan sorunlar çözülebilen durumlar olarak biliniyor. Aldatmalar travma etkisi yaratsa da, bazen aldatma olayından sonra evliliklerin daha sağlıklı yürümeye başladığı, bağlılık duygusunun arttığı, sorunların bu tip bir travmadan sonra netleşip çözüm için ortak hareket edildiği yeni bir süreç başlayabiliyor.

Bu dönemde aldatılan kişi, bazen utanç, bazen öfke, bazen de intikam ve aşağılanma duygusuna kapılabiliyor ve zamanla kimliğini kaybedebiliyor. Özel bir insan olduğuna dair inancı azalabiliyor ve kendine olan saygısını da yitirebiliyor. Ayrıca dünyanın güvenilmez bir yer olduğunu düşünmeye başlayabiliyor. Tehlikeli olan da bu... Çünkü sevdikleri ve hayatı paylaştıkları partner aldatırsa, bu dünyada kime ve nasıl güvenebileceklerini şaşırmaları da doğal...

Aldatılmamak için ne yapmalı?

Çift ilişkisinde suçlama, yoğun eleştiri, hataların sürekli vurgulanması kişinin kendisini ilişkide dışlanmış hissetmesine neden olabiliyor. Bu da aldatma için riskli bir ortamı hazırlıyor. Ancak ilişki içerisinde koşulsuzca sevgisini verebilen ve alabilen, ihtiyaçları karşılanan, bakımlı olan, bedensel temizliğe önem veren, birbirine zaman ayıran, ilişkide güven duygusunu yaşatan ve yaşayan, açık iletişim içerisinde olan, farklılıklara saygı gösteren bir çift olunduğunda aldatılma ihtimali azalıyor.

İlişkide bazı özelliklerin olması aldatılma ihtimalinizi düşürüyor, ancak hiçbir formül bu ihtimali sıfırlayamıyor. Çünkü aldatmanın yalnızca üçte birlik kısmı çift ilişkisinin dinamiklerinden kaynaklanıyor. Geri kalan faktörler ise daha çok bireysel ve nesiller arası nedenlerle yaşanıyor.

Aldatılmak yolun sonu değil!

Aldatılanda öfke, yas süreci, üzüntü, sıkıntı, uykusuzluk, onur ve gurur yaralanması, tedirginlik, özgüven sarsılması ve depresyon dönemi başlıyor. Bu nedenle bu dönemde bir evlilik terapistine başvurulması gerekiyor. Çünkü kurulu bir düzeni yıkmak zor ve aldatılan kişinin partneriyle bir araya gelerek sadece karşı taraftan değil kendisinden kaynaklanan sorunları çözmek için de adım atması önem taşıyor.

Eşin sadakatsizliğinde evliliği hemen bitirmek yerine, “Eşim beni sevmediği için mi yoksa insani bir zaaftan dolayı mı aldattı?” sorusuna bir evlilik terapistinin nezaretinde yanıt aramak ve kar-zarar analizi yapmak doğru bir yol gibi görünüyor. Çünkü sevgiyi, güveni ve saygıyı artırıcı çözümler bulmak o kadar da zor değil... Evlilik terapisi sürecini yaşayan çiftler evliliklerini yeniden yapılandırabiliyor ve tekrar eski mutlu günlerine dönebiliyor.

Yayın tarihi: 14.01.2019
487
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.