Mahmure

Aşk & İlişkiler

Cinsellik

Erkekler evlendikten sonra çoook değişiyor

Erkekler evlendikten sonra çoook değişiyor

Birine çok aşık olup evlenirsiniz ve sonra ne olur? Gökten üç elma düşer ve sonsuza kadar mutlu mu olursunuz, yoksa daha altı ay geçmeden prensiniz bir kurbağaya mı dönüşür? Cevap genel çoğunluk için "kurbağa" şıkkıdır ve kadına düşen, tanıdığı o özenli erkek nereye gitti diye hayıflanmak olur. "Erkekler Değişir mi?" isimli kitap ışığında bu konuda kadınların ne düşündüğünü, evli kadınların ortak dertlerini ve hangi erkeğin nasıl dönüşümler geçirebileceğini sizler için araştırdık.

Kaynak: Hülya Dergisi

Kadınlar sürekli olarak partnerlerinin, zaman içinde tuhaf bir dönüşüm geçirdiklerinden şi­kayet eder, ilişkinin başında kadının aklını çelen adamla, evlendikten sonraki adam ke­sinlikle aynı olmaz. Eğer mevzu bahis olan kur yapmaksa, erkekler için hiçbir şey yoru­cu ve zor değildir. Bin dereden kolayca su getirir, dikkat, özen gösterir, sabahlara ka­dar sohbetler eder, sabırla sizi dinler, çiçek­ler alır, hatta sizinle alışveriş bile yaparlar. Sonra da inatla susan ve sadece bilgisayarla, televizyonla iletişim kurabi­len, yatakta sadece kendini düşünen, çamaşırlarını yere atan partnerlere dönüşür­ler. Dağınıklıkları, motosik­letleri, arabaları, cep tele­fonları, futbol maçları ve kendileri gibi erkek arka­daşları ile yaşamaya başlar­lar. Neden mi? Çünkü, başlangıçta onca uğraşıp kur­dukları ilişkileri artık bir yan tema olarak kendiliğinden yürümeli, yaptıkları yatırım hayatlarının sonuna kadar yetmelidir. Yorucu ve aktif kur yapma dönemi artık sona ermiştir. Son gün­lerde, bu müthiş metamorfozu son derece iyi anlatan bir kitap var herkesin elinde. Gendaş Yayınları'ndan çıkan, "Erkekler De­ğişir mi" isimli kitap, evlendikten sonra değişmeye eğilimli erkekleri sınıflıyor ve formüle ediyor. Erkeğin aşkınızın ilk günlerindeki özelliklerine bakarak, evlendikten son­ra nasıl birine dönüşebileceğini ortaya ko­yan bu sınıflamayla ileriyi daha erken göre­bilmek mümkün.

Cazip erkekler

Bir partidesiniz, herkes çakırkeyf. Koca­nız birine asılıyor. Bunu gayet iyi anlıyorsu­nuz çünkü onu çok iyi tanıyorsunuz. Kadının gözleri kocanızın dudaklarına kilitlenmiş. O ikisinin sizin varlığınızdan söz etmedikleri çok belli. Bir zamanlar siz de aynı dudaklara kilitlenmiş, söylediklerine koşulsuz inanmıştınız. Sizi hayatının merkezi olduğunuza ve daima sadık kalacağına inandırdı. Tanrıya şükretmiştiniz. Bugün ise, "ne günah işledim acaba" diye düşünüyorsunuz. Kız ona dokunmaya başlayınca yanlarına gidiyor, "kocamı alabilir miyim" diyorsunuz. Eşiniz, ses çıkarmadan peşinizden geliyor ve bu hep böyle oluyor...

Bu tip biriyle hayatınızı paylaşıyorsanız, bilin ki onun egosunun sürekli onaylanmaya, kendini kadınların gözlerinde­ki yansımada görmeye ihtiyacı vardır. Bu yüzden aldatma eylemini tam olarak gerçekleştiremese bile, ona hayran kadınların gözlerinde ve sözlerinde bunu arar. Onlarla kü­çük oyunlar oynamaktan hiç sıkılmaz. Çok üzgünüz ama "kocamın yaşamak için havaya ve hayran olunmaya ihtiyacı var!" diyerek ya­şama devam etmekten başka çok fazla yapa­bileceğiniz bir şey yok.

Güçlü kadınseverler

Kalabalık bir arkadaş toplantısında birini beğendiniz ve gidip tanıştınız, gecenin sonunu "güçlü ve kendine güvenen kadınları süper buluyorum!" sözleriyle tamamlandı. İlişkiniz, onun yaptığı yemekler, ütülü gömlekleriniz ve el üstünde tutulmanız şeklinde ilerledi. Sadece siz olmadığınız zaman futbol izleyen, çişini oturarak yapan birine aşıktınız. Birlikte yaşamaya başladığınızda o birden bire tembel biri halini aldı. Kıyafetler çıkarıldıkları yerde durmaya, kar beyaz tuvalette sarı lekeler görmeye, mutfakta yalnız başınıza kalmaya başladınız. Altı ay boyunca eski sevgilinizi geri getirmek için uğraştınız ama nafile...

Son yıllarda güçlü kadınları beğenmek bir moda. Bu tip adamlar, sanki evlenmeden önce hobi olarak ev adamlığı yapıyorlardır da, sonradan, başka bir şeye merak sarmış gibidirler. Tuzağa düşmemek için sevgilinizi evlenmeden önce sıkı bir sınavdan geçirin. Bir de puanlama metodunu kulağınıza küpe yapın. Unutmayın ki hayata dair detayların puanlanması iki cins arasında çok farklıdır. Siz kahvaltıyı hazırlarken, kocanız yatağı topladıysa, onun tarafından bu 20 puan eder; siz ise ona büyük bir olasılıkla bir "sı­fır" verir ve "nihayet poposunu kaldırdı" der­siniz. Biraz daha yüksek bir puan mutlulu­ğun anahtarı olabilir.

Suskunlar

Onunla tanıştığınızda bir önceki erkek arkadaşınızdan yeni ayrılmış ve sessizliğin bir ilişkiyi nasıl zedelediği hakkında uzun nutuklar veriyordunuz. Şimdiki kocanız, o zamanki arkadaşınız, size gönülden destek vermiş ve sabahlara kadar sizinle duyguları­nız hakkında konuşmuştu. Kalbinizi kazan­mak için her şeyi yaptı... Şimdi ise sadece tuttuğu takım gol atınca dudaklarını birbi­rinden ayıran, herhangi bir konuda, sonu soru işaretiyle biten uzun bir cümle kurduğunuzda, en fazla tek hecelik cevaplar ve­ren biri haline geldi...

İletişimsizlik evli kadınların en büyük dertleri ve en çözümsüz temel sorunlarıdır. Evli çiftlerin en sık karşılaştıkları surun, yanyana yaşayan iki yabancıya dönüşmeleridir. Bu yüzden muhtemelen yıllar içinde siz de, kocanızı her düşündüğünüzde, gözünüzün önünden yavaşça açılıp kapanan göz kapaklarıyla bir balık sürüsü, geçecek.

Ana kuzuları

İlişkiniz boyunca her akşam annesini arayan, hafta sonu mutlaka bir gününü onunla geçiren, alışverişe onunla çıkan, ya­ni annesiyle arası çok iyi olan biriyle mi ev­lendiniz? Öyleyse kötü bir haberimiz var. Siz "annesine bu kadar özen gösteren bir erkek, kim bilir karısına ne kadar iyi davranır"zedelerdensiniz. Ve artık üç kişilik bir evliliğiniz var...

Eşlerimizin sevgili anneleri, hayatımızın her anını doldurmaya, yatak örtümüzün altına sızmaya, tek tatil günümüzde koltukta ortamıza oturmaya pek meraklıdır. Cesare­tinizi toplayıp, erkeğinize bu sıkıntınızı anlattığınızda, "Sırf anneme özen gösteriyo­rum diye nedir bu yaptıkların?" sözleriyle kalbinizi kırarlar. Anneler için gelinler bir rakipten başka bir şey değildir. Bu duyguda belirleyici olan, annenin oğluna harcadığı enerji, zaman ve çabadır. Karıları ve annele­ri arasında kalmadan, yaşanan sorunları mantıklı olarak çözebilen erkeğe pek rast­lanmaz. Durumu "ya ben, ya o" noktasına getirecekseniz iyi düşünün. Kaybetme ola­sılığınız da var. Ve asla unutmayın her kadın başka bir kadının oğluyla evlenir!

Bu sınıflamalardan bir ya da birkaçı tıp­kı eşiniz ya da şimdiki sevgilinize benzemi­yor mu? Kadınlar yüz yıllardır mutlu olmayı başaramadıkları erkekleri değiştirmek için çatışıyorlar. Nesiller değişiyor ama eşlerinden şikayet eden kadınlar var olmaya de­vam ediyor. O yüzden prensiniz kurbağaya dönüşmeden önleminizi alın, bir erkeğin hangi davranışının ileride nelere dönüşebi­leceğini anlarsanız, ileriki hayatınız çok da­ha kolay olabilir.

Ceyda Düvenci

'Önce beğenilmemizden gurur duyar sonra 'bu makyajla tabii herkes bakar' derler"

"Sevgiliyken veya aşkın ilk aylarında nedense kadınların her yaptığı erkeklere güzel, değişik ve sevimli görünür (ki zamanla onlar şımarıklık, duyumsuzluk, kıs­kançlık gibi isimler takacaklardır.) Bunun dışında giydiğimiz her şeyi bize pek bir yakış­tırırlar (ki zamanla yapılan alışverişler hasta­lık ve doyumsuzluk diye nitelik değiştirecek­tir.) Ve en önemlisi beğenildiğimizi bilmek onları başta onore eder (ki daha sonra fazla dikkat çekiyor olmak kendimize güvensizli­ğin dışa vurumu oluverir.) Onları kimseyle paylaşmama duygumuz başta yüce, büyük aşk iken bir anda kıskanç kadın oluveririz... Çiçeklerin ertelenmesi, hediyelerin, sürprizlerin ve güzel sözlerin azalması hayatın yoğunlaşmasına yorulur... (Yoksa zaman aşımından mıdır...?) Tüketilmesi uzun zaman alan yoğun aşklar yaşansın istiyorum."

İpek Tuzcuoğlu

"Zamanla özen yok oluyor"


Şu ana kadar başından iki evlilik geçen Tuzcuoğlu, uzun ilişkilerin iki tarafta da deformasyon yarattığını düşünü­yor. "Kadınlar hayata daha romantik yakla­şıyorlar. Kendi ilişkilerimde de yaşadığım şeyler böyleydi. Zaman geçtikçe, kolaycı bir yaklaşım geliştiriliyor ve özen yok oluyor. Bu benim tahammül edemediğim bir şey." Çiftler karşılıklı olarak birbirlerini bezdiriyorlar. Buna rağmen doğru iletişimle, doğru ilişkinin kurulabileceğini düşünüyorum. İstedikten sonra bir yol mutlaka var. Ve bence her iki tarafta birbirinin hayatında misafir. Bunu asla unutmamalılar" diyor.

Nilüfer ileri

30, Genel müdür asistanı, 7 yıllık evli

"Eşimi tanıyamıyorum"


Eşiyle tam 14 senedir hayatı paylaşan Nilüfer İleri, ye­di senedir evli ve bir kız çocuğu annesi, Eşi tarafından, flört süresince, tam yedi sene boyunca o kadar büyük sevgi ve ilgiyle bes­lenmiş ki, evlendikten sonra geçirdiği değişime hala alışamamış. "Eşim inanılmaz du­yarlı bir sevgiliydi, kendimi onun yanında çok özel hissediyor­dum. Ne istesem yap­maktan mutluluk duyardı. Kendine çok özen gösterir, her hareketiyle gururumu okşardı. Özel hiçbir günü unutmaz ve elinden çiçek eksik olmazdı. Onlarca orkideyle geldiğini, doğumgünümde evimin her yanını çiçeklerle donattığını bilirim. Benim yanımdan bir saniye ayrılmak istemez, ne alsam görmek isterdi. Evlendikten sonra, altı ay içinde "Sen benim en yakınımsın tabi ki seni kırabilirim" demeye başladı, meğer alışverişten nefret ediyormuş. Şimdi ne kıyafetine dikkat ediyor, ne sohbet ediyor" diye anlatıyor. Romantizmin ölmüş olmasına hala içerleyen ve o eski günleri çok özleyen İleri, "Şimdi nerdeyse iki yabancı gibiyiz, ikimiz için de en özel kişi kızımız" diyor.

Ayfer Yeşilyurt

29, Muhasebe müdürü, 9 yıllık evli

"İletişimsizlik en büyük problem"


Üniversiteden arkadaşı ile, üç yıllık bir flörtün ardından evlenen Ayfer Yeşilyurt, eşini "Çok romantik, çok ince, süpriz dolu, çok sos­yal, özel günlerimizi asla unutmayan biriydi" şeklinde tarif edi­yor. Daima elinde bir buket çiçekle görmeye alıştığı, yaptığı çok güzel yemeklerle tanıdığı eşinin hala aynı olup olmadığını sorduğumuzda, "Şimdi sürekli evde olmak, koltuğunda oturmak istiyor. Özel günlerimiz çoktan sekteye uğradı. Mutfağa asla girmi­yor. Eskiden aşırı düzenliydi şimdi hafta sonlarım et­raftan çorap toplamakla geçiyor. Ama beni bunlar de­ğil, sadece iletişimsizliğimiz üzüyor" cevabını alıyoruz.

Filiz Hotun

33, insan kaynakları sorumlusu, 8 yıllık evli

'Sevgisinden şüphe ediyorum"


2 yıllık bir beraberliğin ardından, eşini çok iyi tanıdığını düşünerek evlenen Hotun, "İlişkimizin başında her nazımı çeken biriydi eşim. Hep alttan alır, beni idare etmesini çok iyi bilirdi. Evlendikten sonra geçen her yıl, ilişki dinamiğimizi tamamen tersine çevirdi. Şimdi beni hiç tolere etmiyor. Ev­liliğin sosyal hayatını daralttığından şikayet edip duruyor. Sevgisinin derecesinden şüphe eder ol­dum" diyerek evliliğini anlatıyor.
30321
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.