Mahmure

Aşk & İlişkiler

Cinsellik

En Yaygın Cinsel Fobiler

En Yaygın Cinsel Fobiler

Güncellenme tarihi: 04.10.2017

Bir kişinin cinsel tiksinti problemi yaşayıp yaşamadığı kolaylıkla belirlenebilir. Eğer eşlerden birisi cinsel isteksizlik yaşadığı durumlarda, eşi dışında başka uyaranlardan cinsel olarak etkilenme durumu var ise cinsel tiksinti problemi olma ihtimali çok yüksektir. En kötü nokta da eşlerin birbirlerinden tiksindikleri şeyleri saklıyor olmalarıdır. Çünkü ilişkide tiksinilen konu tek bir şey iken, saklanması sebebi ile kişi “Beni beğenmiyor” genellemesine ulaşırsa artık sevgide ve güvende onarılması zor yaralar almaya başlar.


Çözümü ise Dr. Joseph Murphy’nin uygulanabilir yöntemi ile mümkün. Tiksindiğiniz şeyi çok beğendiğiniz başka bir şeyle fiziksel olarak yavaş yavaş yaklaştırarak, tiksinti duygunuzda ve algınızda değişiklik yapılabiliyorsunuz. Beyin tiksinme odaklanmasını bu şekilde aşama aşama kırıyor. Dr. Joseph Murphy’nin algıda yer değiştirme yöntemi ile beyniniz tiksindiğiniz şeye karşı tamamen nötrleşene kadar bu tiksindiğiniz ve beğendiğiniz iki şeyi yaklaştırma ve yan yana getirme davranışına devam ediniz.

Jimnofobi:

Jimnofobi, kişinin yaşamında ciddi zorluklar yaşayabileceği bir fobi çeşididir. Çocukken bize çıplaklıktan utanmayı bir şekilde öğretirler. Bu çok iyi bir ahlaki gelişimin temelidir denilebilir. Ancak bazı durumlarda çıplak kalma hem zorunluluk hem de kişinin kendini tanıması için bir öz farkındalık sürecidir. Ancak bazı olaylar sebebi ile kişilerin beyinlerinde çıplaklık durumu ile utanma duygusunun aşırı hali birleşince ortaya jimnofobi gibi ciddi bir problem çıkar. Yani çıplaklıktan korkma, aşırı rahatsız olma, kaçma, görmek istememe gibi hayatı çok zorlayan problemli bir durum ortaya çıkar. Bazılarında ise jimnofobi, çok daha farklı bir sebepten ortaya çıkabilmektedir.

Psikolog Jennifer L. Hardstein’ın bir çalışmasında “Prenses Sendromu” diye bahsettiği probleme göre kişiler beyinlerinde mükemmel vücut imajı oluşturduklarında, beyinleri bu kusursuz vücutlara aşırı odaklanır ve kişiler gerçek kendi bedenlerini beğenmemeye, kaçmaya, görmek istememeye ve özgüvenin ciddi yıkılmasına yol açar. Psikolog Jennifer L. Hardstein’ın tanımladığı “Prenses sendromu”nun oluşumunda çoğunlukla çocukken oluşturulan kusursuz vücutlu kişilerin oluşturduğu çizgi filmler, oyuncak bebekler, sosyal medya paylaşımları büyük oranda etkiler. Böylelikle kişiler artık kusurlu, gerçek kendi bedenlerine karşı aşırı rahatsızlık hali oluştururlar.

86909
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.